Benny Golson invents first stereo

Benny GolsonMuhtemelen bir çok insanın seyrettiği, Tom Hanks’in de baş rol oynadığı “The Terminal” isimli filmde, Tom Hanks’in babasının başladığı fakat ömrü yetmediği için tamamlayamadığı, çoğu ünlü cazcının yeraldığı “A Great day in Harlem” isimli fotoğraftaki her bir cazcıdan imza toplama kampanyasında, tek imzası eksik olan efsane saksofoncu Benny Golson, bu günkü yazımızın da baş aktörü.

New School Jazz Performance programında öğrenciyken okulumuza seminer için gelen Benny Golson ile sohbet etme şansını yakalamıştık. Daha önceki yazılarımdan bu sohbete ait Genç Coltrane ve Benny Golson, Charlie Parker ile tanışır başlıklı küçük bir hikayeyi bu blog’da yayınlamıştım. Benny Golson’u bulmuşken sordukça sorduk. Konu improvizasyondan açılınca, kendi çaldıklarımızı kaydedip dinlemenin önemine değindik. Büyük caz ustası Benny Golson, hafızalarda yer eden improvizasyonlarımızın çekilmiş bir fotoğrafı olarak tanımladığı kayıtların hiç bir zaman yalan söylemeyeceğini anlatıyordu bize. Aslında çok da haklıydı. Çünkü sahnede ya da provada anın duygu yoğunluğuna kapılıp, aslında ne yaptığımızı eleştirel bir bakışla değerlendirmemizin imkanı yok. Fakat, kendimizi kaydettiğimiz zaman gerçekler bütün çıplaklığıyla önümüze çıkıyor.

Dijital kayıt teknolojilerinin inanılmaz geliştiği günümüz imkanlarıyla bu çok kolay bir hale geldi. Bir cüzdan büyüklüğündeki cep aletleriyle, oldukça kaliteli ses, hatta HD video bile kaydetmek artık mümkün. Ancak 1940’lı yıllara geri dönünce bu o kadar da kolay değildi. Hatta biraz önce yaptığınız kaydı hemen duymanız için kuralları esneterek, yaratıcılığınızı da sonuna kadar kullanmanız gerekiyordu. İşte hikayemiz tam da bu bölümle ilgili.

Benny Golson o günleri büyük bir heyecanla ve çocuksu bir sevinçle anlattı bizlere. Kayıt yapabilmek için nasıl vinyl kullandıklarını, nasıl birisinin aletin başında vinyl’a ilaç dökerken, bir başka insanın da fırçayla bunu yaydığından bahsediyordu. Olayı hayal edince çok romantik bir hikaye aslında. Bir provayı kaydediyorsunuz ve orada bulunmak için tek sebebiniz ( prova yapan müzisyenler dışındakiler için söylüyorum ) caz aşkı. Evet, günümüzün küçücük kayıt aletlerinin yanında, bir kaç kişinin birlikte başında durarak, yemek pişirircesine gerekli içerikleri ekleyip, karıştırıp, fırçalamasını gerektiren bir kayıt ortamı hayal edin :)

Peki bu kayıttan sonra hemen dinlemek mümkün mü? Ancak Benny Golson kadar yaratıcıysanız mümkün. Zamanın pikap iğneleri, bildiğimiz dikiş iğnelerine çok benzerdi. Düz, ince silindirik bir iğneden söz ediyorum. Bunu dişlerininizin arasına sıkıştırmak mümkün. Eğer kaydınızın normal gramofonda çalacak duruma gelmesini beklemek istemiyorsanız ( ve Benny Golson kadar yaratıcıysanız ), kayıt yaptığınız iğneyi, yerinden çıkarıp, dişlerininizin arasına alabilir, ayaktayken 90 derece eğilip bir yandan iğneyi yeni kaydettiğiniz plağa dokundururken, iki elinizin işaret parmaklarıyla da kulaklarınızı tıkarsanız anında stereo dinleme şansınız olabilir :) Stereo kısmı şaka tabi. Çünkü teknik anlamda bildiğimiz stereo kayıtta sağ ve sol hoparlörlerden farklı sesler gelip, 3 boyutlu derinlik yaratılır. Ama Benny Golson “İlk stereo’yu ben icatt ettim.” deyip, bir de bu hikayeyi anlatınca söyleyecek söz de kalmıyor.

Yazımızın sonunda müzikal olarak daha iyi tanıyabilmeniz için Benny Golson’dan bir müzik videosu ile veda ediyorum. Konu Harlem’den de açılmışken, Harlem’le alakalı bir şarkı seçtim. Take the A train.