Louis Armstrong and Bird

Cazın güzel hikayesinin tamamını anlatmayı çok istesemde, asıl konsantre olmak istediğim bölümü, bugünkü cazın da temellerini oluşturan, swing-bebop-cool-free-jazz-fusion ile günümüze kadar gelen bölümü olacak. Louis Armstrong ve sonrasında Charlie Parker bugün icra edilen modern cazın ve cazdaki doğaçlamanın temellerini oluşturan stillerini kendileri icat ettiler. Tabii ki yanlarında hem ilham alacakları hem de kendilerine destek olan müzisyen arkadaşları vardı. Ama, bir örneğini duymadan yeni bir stil yaratmak çok zor olmalı.

Aslında daha önce New Orleans’ta sokakta çalınan müziğin içeri girmesiyle bugünkü enstrüman formasyonunun da temelleri atılmış oldu. Dışarıda çalınırken bas altyapısından sorumlu olan tubanın yerini kontrbas aldığı gibi, mobil olmayan ve caz tarihinde armonik alt yapıyı üstlenmede önemli rol alan piyano da bu müziğe kalıcı olarak dahil oldu.

Caz dediğimizde belki de ilk aklımıza gelen enstrümanlar olan nefesli çalgılar neden caz müziğinde bu kadar popüler oldu? Bunun için çok değişik senaryolar olsa da benim aklıma en çok yatan, I. Dünya savaşı sonrası çok ucuz fiyatlara erişilebilir olan bando sazları bunda belirleyici rol oynadı. Çünkü oldukça fakir olan Afrika kökenli Amerika’lılar, bu enstrümanlara kolayca sahip olabildi. Caz bir yandan yaygınlaşırken bir yandan da her 10 yılda bir evrim de geçirdi. Klasik müziğin evrelerini düşünürsek, bu çok hızlı bir yenilenme süreci aslında. Bunu da aslında özünde olan doğaçlama ve dolayısıyla sürekli yeni arayışlar, keşif heyecanı, enstrüman sınırlarını zorlama ve bu müziğe olan sınırsız aşkla açıklayabiliyorum.

Her ne kadar cazda doğaçlama hep var olsa da, yazılı solo çalmak ta cazın başlangıç zamanlarında olan bir gelenekti. Louis Armstrong ile bu kalıcı olarak değişti. Louis Armstrong, harika trompet tonu, şarkıcılığı ve şarkı söylerken doğaçlama yapabilmesi ( scat ) ile caz tarihinin en önemli figürlerinden birisidir.


Charlie Parker ve Dizzy Gillespie ile birlikte ortaya çıkan Be-Bop başlangıçta çok zor anlaşıldı. Hatta anlaşılamadı. Ünlü caz saksafoncusu ve bir dönem Art Blakey & Jazz Messengers üyesi olan Billy Harper bunu bana açıkça söyledi. Billy Harper bunu kendi cümleleriyle “Charlie Parker’ı ilk duyduğumda hiç anlamadım. Ne olup bittiğini anlamayı bırakın, hangi şarkıyı bile çaldıklarını anlamakta güçlük çekiyordum. Herşey çok ama çok hızlı çalınıyordu.” şeklinde ifade etti. Tabi bir de bizim şu anki imkanlarımız ile o zamanki imkanlar arasında çok ama çok fark var. Evimden yazdığım bu yazıyı Dünya’nın dört bir ucuna ışık hızında ulaştırdığım bugünkü teknolojide, biz müzisyenler olarak, iyi amplifikatörler, sahne monitörleri vs… gibi sonsuz imkanlarımız var. Halbuki o dönemde herşey farklıydı. Bu konuda Dizzy Gillespie’nin davulcusu Charlie Persip’in anlattığı bir hikayeyi hiç unutamam. Charlie Persip “Ben kontrbasçıları kendi kafalarına göre gelişi güzel ritmik bir şeyler çalıyorlar diye düşünmüştüm hep. Ta ki Fender Elektrikli Bas icat edilip onları duyabilene kadar.” :) “Sonrasında anladım ki akor seslerinin etrafında çalarak armoniyi belirliyorlarmış. Evet artık bası duyabiliyordum. Fender bas. Ne icat ama…” gibi cümleleri kurarken yüzündeki o yeni bir şeyi keşfetmenin sevinçli gülümsemesi yıllar sonra bile yüzünden okunuyordu…

( Bir sonraki yazıda genç John Coltrane ve Benny Golson, Charlie Parker ile tanışırlar ve sonra… Benny Golson’da ilk stereoyu icad eder. )